Çalışanlara Yapılan Ayni Yardımların Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu

Çalışanlara Yapılan Ayni Yardımların Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu

Tarih: 5 Şubat 2016 | Güncel Gündem, Makaleler,


GİRİŞ
Ticari hayatın akışı içerisinde işverenler, gerek toplu iş sözleşmelerinin gereği olarak; gerekse kendi istekleri doğrultusunda çalışanlarına ayni (nakit dışı) yardımlarda bulunmaktadırlar. Söz konusu ayni yardımlar üretim işletmelerinde genellikle kendi ürettikleri ürünlerin çalışanlara bedelsiz olarak verilmesi şeklinde olmaktadır. Diğer taraftan bu yardımlar, işletmenin dışarıdan sağladığı ürünlerin dağıtılması şeklinde de olabilmektedir. Çalışanlara sağlanan bu yardımlar fayda sağlama amacına yönelik olabileceği gibi; yapılan sözleşmelerin yerine getirmesi amacını taşıyan bir zorunluluktan da kaynaklanabilmektedir.
Söz konusu ayni yardımların çalışanlara dağıtılması, çalışan ve işveren açısından farklı sonuçlar doğurmaktadır. Aynı şekilde, işverenin kendi ürettiği ürünü çalışanlara vermesi ile dışarıdan tedarik ettiği ürünleri vermesinde de uygulanması gereken müeyyideler ve yapılması gereken işlemler farklılık arz etmektedir.
Yazımızın ilerleyen bölümlerinde konunun çalışan ve işveren açısından incelemesi yer almaktadır.

A) ÇALIŞAN AÇISINDAN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
1) Gelir Vergisi Kanunu Açısından
Bilindiği üzere çalışan, bir işverenin yanında bağımlı olarak çalışmakta ve bunun karşılığında ise ücret almaktadır. Ücret, 194 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 61. maddesinde ” işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler” olarak tanımlanmıştır. Kanundaki tanımdan da anlaşılacağı üzere ücretin sadece nakit olarak ödenmesi gerekmemekte, ayınlar (mallar) ve para ile temsil edilen diğer menfaatler de aynı kapsamda değerlendirilmektedir. Dolayısıyla çalışanlara yapılan ayni yardımlar da Kanun hükmü gereği ücret niteliği taşımaktadır.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık ilişkisi sonucu olmamak üzere kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tespit edilmesinin de onun ücret olması vasfını değiştirmeyeceği yine anılan Kanun hükmü ile belirtilmiştir.
GVK’nın 94. maddesinde ise, maddenin bentlerinde sayılı ödemelerin nakden veya hesaben yapıldığı anda istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapılacağı, hizmet erbabına ödenen ücretlerin Kanunun 103 ve 104. maddeleri hükümlerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla çalışanlara ödenen ücret ve kanun hükmü gereği ücret olarak kabul edilen tüm ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Söz konusu tevkifatın ertesi ayın 23.günü akşamına kadar işverenin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmesi zorunludur.
Gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak ücret ödemelerinin neler olduğu ise yine GVK 23. maddesinde ve 135 Sıra no.lu Gelir Vergisi Tebliğinde açıklanmıştır.
2) Vergi Usul Kanunu Açısından
213 sayılı Vergi Usul Kanunun (VUK) 238. maddesi hükmünde, işverenlerin her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu düzenleyip tutmak zorunda oldukları belirtilmiştir. Ancak GVK hükümleriyle vergi tevkifatı yapılmayacak ücret ödemeleri üzerinden (GVK’dan muaf tutulmuş ücretler için) bordro düzenlenemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre çalışanlara yapılan ayni yardımların net ücretin bir unsuru olarak kabul edilip, bordroya dahil edilmesi gerekmektedir. Bordroya dahil edilen ücretin bu şekilde brüt tutarı hesaplanıp, brüt tutar üzerinden vergi tevkifatının yapılması zorunludur.

B) İŞVEREN AÇISINDAN SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
İşveren açısından esas olan, ayni yardımların gider olarak yazılıp yazılamayacağı ve KDV’nin nasıl muhasebeleştirileceğidir. Ek olarak, ayni yardım konusu ürünlerin firma tarafından mı üretildiği ve işveren tarafından satın alınarak mı verildiği de işveren açısından önem arz etmektedir.
1) Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları Açısından
GVK’nın bilanço esasında ticari kazancın tespiti ile ilgili 38. maddesinde ” bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki olumlu farktır. Bu dönem içerisinde sahip veya sahiplerce İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir, işletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.” hükmü yer almaktadır. Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, VUK’un değerlemeye ilişkin hükümleri ile aynı kanunun 40 ve 41. madde hükümlerine uyulur.
Yukarıda açıklanan düzenlemeler nedeniyle, safi kazancın tespitinde personele yapılan ayni yardımların gider olarak indirilip indirilemeyeceğini anlamak için GVK’nın 40. maddesine bakmak gerekmektedir. Burada, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, safi kazancın tespitinde gider olarak indirileceği hükmü yer almaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 6. Maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerinin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesapladığı ve safi kurum kazancının tespitinde ise gelir vergisi kanunun ticari kazanç hükümlerinin uygulanacağı esası belirtilmiştir. GVK hükümlerine göre ticari kanunun tespit edilmesi yukarıda detaylı olarak açıklanmıştır.
Buna göre çalışanlara yapılan ayni yardımlar ücret ödemesinin bir bölümü olarak GVK’nın 40/1 maddesine istinaden ister gelir vergisi mükellefleri için, isterse kurumlar vergisi mükellefleri için ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapabilmektedirler. Ayni yardım olarak verilen kıymetlerin gider olarak yazılmasında, verilenlerin işletmede üretilip üretilmediğinin önemi bulunmaktadır. Ayın konusu ürünün dışarıdan satın alınması halinde alış bedeli üzerinden; işletmede üretilmesi halinde ise VUK hükümlerine uygun olarak belirlenecek değerleme bedeli üzerinden gider yazılabilecektir.
2) Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından
İşletmede üretilmeyip dışarıdan sağlanan ayınların çalışanlara yardım olarak verilmesi işleminde herhangi bir tereddüt bulunmamakta, düzenlenen fatura üzerindeki KDV, genel esaslara uygun olarak indirim konusu yapılabilmektedir.
İşletme tarafından üretilen ayınların personel verilmesi konusunda ise uygulama farklılık arz etmektedir. Şöyle ki; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (KDVK) 3/a maddesinde, vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, tebberu gibi namlarda verilmesinin de teslim sayılacağı belirtilmiştir. Konuya ilişkin detay açıklamaların yapıldığı KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “Teslim Sayılan Haller” başlıklı I/A-3 bölümünde de;
– vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi,
– vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarda verilmesinin
teslim sayılarak vergiye tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Bu gibi durumlar nedeniyle işletmeden çekilen değerlerin (yani işletmede üretilip personel ayın olarak verilen değerlerin) 3065 sayılı KDVK’nın 27. maddesine göre emsal bedel üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Yani böyle bir durumda işletme emsal bedel üzerinden kendisine fatura düzenleyecek olup, fatura ticari kazanç esaslarına uygun olarak gider yazılacağı gibi, fatura üzerindeki KDV de KDV genel uygulamalarına uygun olarak indirim konusu yapılabilecektir.
Ancak burada unutulmaması gereken husus, aynı KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “Personele Sağlanan Menfaatler başlıklı I /B-5 bölümünde belirtilen işlemlerin KDV uygulamasında sayılan;
– personele işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesinin,
– personele yatacak yer veya konut tahsisinin,
– personelin toplu olarak işyerine gidip gelmesini sağlamak amacıyla yapılan taşıma hizmetlerinin ve
– personele verilen demirbaş giyim eşyasının
çalışanlara bedelsiz sağlanan menfaatlerden olmasına rağmen vergiye tabi tutulmayacağıdır.

Paylaş


Okuma Önerisi

e-Defterlerin Oluşturulma ve İmzalanma Süresi 31 Mayıs 2017 Tarihine Kadar Uzatıldı

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.