Kentsel Dönüşüm Projeleri Kapsamında Yapılan Kira Yardımlarının  Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu

Kentsel Dönüşüm Projeleri Kapsamında Yapılan Kira Yardımlarının Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu

Tarih: 29 Temmuz 2016 | Güncel Gündem, Makaleler,


I – GİRİŞ:
Ülkemizde çarpık kentleşmenin sonuçlarını ortadan kaldırmak, riskli binaları modern ve nitelikli binalarla yenileyebilmek için bir dönüşüm seferberliği başlatılmış bulunmaktadır. Söz konusu kentsel dönüşüm projelerinin esası; 31.05.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasıdır. Bu Kanun ile, kanunun adından da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin neresinde olursa olsun eski, ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkıldı – yıkılacak durumda bulunan binalar devletin sağlamış olduğu yapım kredisi, kira yardımı, belediye harç – vergi avantajlarını da kullanarak yeniden yapılabilmektedir. Söz konusu kanun hükmü ile yıkılıp yeniden inşa edilecek binalar arasında büyükşehir, köy hatta mezra gibi bir ayırıma gidilmezken, yerleşim yerinin hangi il veya ilçe olduğunun da bir anlam ve önemi bulunmamaktadır.

Söz konusu kanun ile bu konuda yapılacak iş ve işlemler ile izlenecek prosedürler belirlenmiştir. Hepimizin sıkça kullandığı ve günlük hayatımıza Kentsel Dönüşüm olarak girmiş bulunan projeler aslında 6306 sayılı kanun ve bu kanunun uygulanmasıdır.

Ülkemizde ki çarpık kentleşmenin boyutu ve büyüklüğü afetlerde yitirilen can kayıplarının sayısı ile ortaya net bir şekilde çıkmaktadır. Birde buna son zamanlarda terör olayları nedeniyle oturulamaz hale gelen konut ve iş yerlerinin sayısı eklendiğinde kentsel dönüşüm projelerinin ne derece önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Söz konusu kanun sosyal devlet anlayışının sonucu olarak çıkarılmış ve uygulanmakta olup, bu kapsamında yapılan iş ve işlemlere vergi kanunları tarafından istisna ve muafiyetler tanınmıştır.

Söz konusu kanun kapsamında binası yıkılan gerçek ve tüzel kişilere yeni bina yapılıp
teslim edilene kadar TOKİ tarafından her ay kira yardımı yapılmaktadır. Söz konusu kira
yardımının vergi kanunları karşısındaki durumu (konuya ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığının
görüşü de dikkate alınarak ) yazının ilerleyen bölümlerinde açıklanamaya çalışılmıştır.

II – VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227’ 1. maddesinde bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükmü yer almaktadır. Kanunun 229. maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen vesika olarak tarif edilmiştir. Yine aynı kanunu 232 maddesinde ise fatura kullanma mecburiyetinde olanlar sayılmıştır.

Yukarıda açıklanan kanun hükümlerine göre 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında TOKİ tarafından tüzel kişilere (şirketlere) ve gerçek kişi vergi mükelleflerine yapılan kira yardımları ticari kazancın ve kurum kazancının bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Çünkü kira yardımları konusunda ne vergi kanunlarında ne de konunun açıklandığı 6306 sayılı kanunda özel bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle vergi mükellefiyeti bulunanlara yapılan kira yardımı ödemeleri karşılığında Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca fatura düzenlemesi gerekmektedir.

III-GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37. Maddesi hükmünde her türlü tıcari ve sınai
faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olarak vergilendirileceği belirtilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 . maddesinde ise kurumlar vergisinin, 1. maddesinde yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmü yer almaktadır.
Yani Kurumlar Vergisi Kanunu da Gelir Vergisi Kanunu 37. Maddesine atıfta bulunarak her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğunu teyit etmiştir.
Bu nedenle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında TOKİ tarafından yapılan kira yardımı ödemelerinin ticari kazancın bir unsuru olarak ticari kazanca ve dolayısıyla kurum kazancına dahil edilmesi ve vergilendirilmesi gerekmektedir.

IV – KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hüküm yer almaktadır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanlarının Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ise, riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya malik olmasalar bile kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere veya bu yapılarda işyeri bulunanlara geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabileceği hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde , TOKİ tarafından yapılan kira yardımlarının ticari sınai ve zirai bir faaliyet kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle KDV’nin konusuna girmemektedir. Yani söz konusu kira yardımı niteliğindeki ödemeler KDV nin konusuna girmemektedir.

V- SONUÇ:
Kentsel dönüşüm projelerin dayanağı olan 6306 sayılı kanun kapsamında;
• Damga Vergisi ve Harçlar Kanunu
• Belediye Gelirleri Kanunu
• Veraset ve intikal Vergisi Kanunu
• Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Kanun’ larında

düzenlemeler yapılmış ve yapılan düzenlemeler ile konunun bu kanunlar kapsamındaki vergilendirilmesinin önüne geçilmiştir. Yine aynı kanun kapsamında TOKİ tarafından kira yardımlarının yapılması da öngörülmüştür. Söz konusu kira yardımlarının ilk etapta sosyal bir yardım şeklinde düşünülüp vergiye tabi olmayacağı düşünülse de konu dikkatli olarak incelendiğinde Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi mükellefleri yönünden herhangi bir istisnanın var olmadığı görülmektedir.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere söz konusu kira yardımları için vergi mükellefleri tarafından mutlak surette fatura düzenlenmesi gerekmekte olup, elde edilen kira yardımı ticari kazanca ve kurum kazancına tabi olarak vergilendirilecektir.

Söz konusu kira ödemeleri Katma Değer Vergisi Kanunlarına tabi olmadığı için KDV hesaplanmayacaktır.

Ancak burada bize göre dikkat edilesi gereken önemli ayrıntı ise; vergi mükellefi olmayan gerçek kişilere yapılan ödemelerinde gayrimenkul sermaye iradı sayılacağından dolayı Gelir Vergisine tabi olması gerektiğidir.

Bu kapsamda kira ödemesi alan gerçek kişilerinde genel esaslara uygun olarak GMSİ kapsamında vergiye tabi tutulması gerekmektedir.
.

Paylaş


Okuma Önerisi

Kreş ve Gündüz Bakımevlerinin İşletilmesinden Elde Edilen Kazançlarda İstisna Tebliği Yayımlandı

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.