Müteaahit Tarafından Arsa Sahibi Adına Yapılan Masrafların Gider Kaydı ve KDV İndirimi

Müteaahit Tarafından Arsa Sahibi Adına Yapılan Masrafların Gider Kaydı ve KDV İndirimi

Tarih: 1 Kasım 2012 | Güncel Gündem, Makaleler,


I- GENEL AÇIKLAMA

Bilindiği üzere, kat karşılığı inşaat işlerinde taraflar aralarında yaptıkları sözleşmelerle,
karşılıklı yükümlülüklerini belirlemektedirler. Bu yükümlülüklerden birisi de, inşaatla ilgili
olarak yapılacak giderlerin kim tarafından karşılanacağıdır. Tip sözleşme haline gelen ve
genel kabul gören bu sözleşmelere, yapılan inşaatlara ilişkin olarak ilgili mevzuatları gereği
arsa sahibi tarafından ödenmesi gereken bazı giderlerin (belediye, su idareleri, elektrik
şirketlerine ve yapı denetim şirketlerine yapılan ödemeler) müteahhitler tarafından
üstlenilmesi hususunda hükümler konulabilmektedir.

Aşağıda, ilgili mevzuatı gereği arsa sahibi tarafından ödenmesi gereken giderlerin (belediye,
su idareleri, elektrik şirketlerine ve yapı denetim şirketlerine yapılan ödemeler) taraflar
arasında yapılan sözleşmeye istinaden müteahhit tarafından karşılanması halinde, bu
giderlerin müteahhitler tarafından gelir ve kurumlar vergisi yönünden gider olarak dikkate
alınıp alınamayacağı ve KDV’lerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusu
incelenerek, kişisel görüşlerimiz belirtilecektir.

II- MÜTEAAHİT TARAFINDAN ARSA SAHİBİ ADINA YAPILAN
MASRAFLARIN GİDER KAYDI VE KDV İNDİRİMİ
A- MALİYE BAKANLIĞI’NIN GÖRÜŞÜ VE UYGULAMASI

Maliye Bakanlığı, kat karşılığı inşaat işlerinde ilgili mevzuatı gereği arsa sahipleri tarafından
ödenmesi gereken bazı giderlerin müteahhitler tarafından karşılanması halinde, bu ödemelerin
müteahhitler tarafından gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı ve KDV’lerinin indirim
konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda bugüne kadar iki farklı görüş içerisinde olmuştur.
Bu görüşler aşağıdadır:

Birinci Görüşü:

Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesine göre vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esas
olduğundan, söz konusu ödemelerin yapı sahibi adına müteahhitler tarafından yapıldığının
taraflar arasında düzenlenen ve bu hususlarında yer aldığı sözleşme veya banka dekontu ile
belgelendirilmesi halinde, bu ödemelerin GVK’nın 40’ıncı maddesine göre ticari kazancın
tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Maliye Bakanlığı’nın konu
ile ilgili olarak verdiği bir özelgenin ilgili kısmı aşağıdadır:

“ 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin 1’inci bendinde, ticari kazancın
elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin ticari kazancın tespitinde
gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bir giderin kazancın elde edilmesi ve
idamesi ile ilgili olduğunun kabulü için; giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında
illiyet bağının bulunması, giderlerin keyfi olmaması yani kazancın elde edilmesi için
mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap
edilmemiş olması gerekir.


Öte yandan; bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura, fatura yerine geçen
vesikalar gibi) ile yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.


Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesi gereği vergilendirmede
vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olup, vergiyi
doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü
delille ispatlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna göre hizmet bedellerinin yapı sahibince
ödenmesi gerektiğinden bu ödemelere ilişkin belgeler de yapı sahibi adına
düzenlenmektedir. Ancak Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesine göre vergilendirmede
olayın gerçek mahiyeti esas olduğundan söz konusu ödemelerin yapı sahibi adına
tarafınızca yapıldığının aranızda düzenlenen ve bu hususlarında yer aldığı sözleşme veya
banka dekontu ile belgelendirilmesi halinde bu ödemelerin GVK’nın 40’ıncı maddesine
göre ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.” ( 1)

İkinci ve Son Görüşü (Mevcut Uygulama):

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhitler tarafından ödenen ancak faturası arsa
sahibi adına düzenlenmiş bulunan ve inşa edilecek binanın ruhsatı için çeşitli kurumlara
(belediye, su idaresi, elektrik idaresi, yapı denetim şirketi vb.) yapılan harç, katılım payı vb.
için ödenen bedellerin, ticari kazancın tespitinde gider veya maliyet olarak indirim konusu
yapılması mümkün değildir. Ayrıca, ticari kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin
indirim konusu yapılabilmesi için giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu
belgelerin mükellef adına düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu ödemeler için arsa sahibi
adına düzenlenecek fatura vb. belgelerde yer alan KDV’nin, müteaahhitlerce ödenmiş olsa
dahi indirim konusu yapılması veya gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Konu ile ilgili olarak verilen bazı özelgelerin özetleri ise aşağıdadır:

“Ticari kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için
giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin mükellef adına
düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun “Mükellef ve Vergi Sorumlusu” başlıklı 8’inci
maddesinin üçüncü fıkrasında, “Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak
üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini
bağlamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında bir hizmet
akdi bulunmasından dolayı, faturanın yapı denetim şirketince hizmet verdiği inşaat ruhsatı
olan arsa sahibi adına düzenleneceği tabiidir. Dolayısıyla, ödenen hizmet bedellerine ilişkin
(ödeme müteahhit tarafından yapılsa dahi) yapı sahibi adına düzenlenen belgeler
müteahhit tarafından gider belgesi olarak kullanılamayacağından faturada yer alan tutarın
da gider veya maliyet olarak indirimi mümkün değildir.”(2)

“Vergi Kanunlarında yer alan hükümlerde maliyet bedeli içerisinde, mükellefin kat
karşılığı inşaat işinde arsa sahibi adına ödediği ancak faturası arsa sahibi adına
düzenlenen inşa edilecek binanın ruhsatı için çeşitli kurumlara (Belediye, İSKİ, Elektrik
İdaresi, Yapı Denetim Şirketi) yapılan harç, katılım payı vb. ödemeler yer almamaktadır.

Buna göre, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ödediğiniz ancak faturası arsa sahibi
adına tanzim edilen inşa edilecek binanın ruhsatı için çeşitli kurumlara (Belediye, İSKİ,
Elektrik İdaresi, Yapı Denetim Şirketi vb.) yapılan harç, katılım payı vb. için ödenen
bedellerin, ticari kazancınızın tespitinde gider veya maliyet olarak indirim konusu
yapılması mümkün değildir. Ayrıca, ticari kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin
indirim konusu yapılabilmesi için giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu
belgelerin mükellef adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, söz konusu ödemeler için düzenlecek fatura vb. belgelerde yer alan katma
değer vergisinin, tarafınızca ödenmiş olsa dahi, kazancınızın tespitinde gider olarak indirim
konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.” ( 3)

Maliye Bakanlığı mevcut uygulamasını ikinci görüşü doğrultusunda yönlendirmekte ve
kendisine yapılan başvurulara bu doğrultuda görüş bildirmektedir

B- KİŞİSEL GÖRÜŞÜMÜZ VE DEĞERLENDİRMEMİZ

Bilindiği gibi, GVK yönünden safi gelirin, KVK yönünden ise safi kazancın tespiti
bakımından, gelir veya kazancın elde edilmesi ile ilgili giderlerin elde edilen gayrisafi
hasılattan indirilmesi gerekmektedir. Safi gelir veya kazancın tespitinde indirilecek giderlerin
tespiti bakımından GVK ve KVK’nın ilgili diğer hükümlerinin de ayrıca gözönünde
bulundurulması gerekmektedir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde, faturada bulunması gereken asgari
bilgiler:

“1- Faturanın düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası,
2- Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve
hesap numarası,
3- Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası,
4- Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı,
5- Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası…”

şeklinde sıralanmış, Kanun’un 227. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Bu Kanun’da aksine
hüküm olmadıkça bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, mükelleflerin yaptıkları
harcamaların kayıtlarda gösterilebilmesi için, VUK’ta sayılan belgelerle belgelendirilmesi ve
belgelerin VUK’un 227 ve 230. maddelerine göre mükellefler adına düzenlenmiş olması
gerekir. Diğer bir ifade ile, genel prensip ve uygulama, ticari, zirai ve mesleki kazançların
tespitinde gider veya maliyet unsurlarının, mükellef adına düzenlenmiş fatura ve benzeri
belgelerle tevsik edilmesidir. Ayrıca, yapılan harcamalara ait gider belgelerinin Vergi Usul
Kanunu’nun 227 ve 230. maddeleri hükmüne istinaden mükellef adına düzenlenmiş olması
halinde kayıtlarda gösterilmesi mümkün olduğundan, mükellef adına düzenlenmeyen ve
kayıtlarda gösterilmesi mümkün olmayan fatura üzerindeki KDV’nin, Kanununun 29 ve 34.
maddelerine göre, indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Genel prensip ve uygulama bu şekilde olmakla beraber, bazı durumlarda ilgili mevzuatı vb.
nedenlerle adına belge düzenlenenler ile gerçekte ödemeyi yapanlar farklı kişiler olabilmektedir.
Diğer bir ifade ile, işle ilgili gidere ve maliyete katlanan mükellefler bazı
durumlarda bu gider ve maliyeti başkaları adına düzenlenmiş belgelerle tevsik etmek zorunda
kalabilmektedirler.

Kişisel görüşümüze göre, bu şekilde yapılan giderler, aslında adına belge düzenlenenin değil,
ödemeyi gerçekte yüklenen mükellefin gideridir ve dolayısıyla bu mükellefin safi gelir ve
kazancının tespitinde dikkate alınması gerekir. Bu görüş, VUK’nun 3/B maddesine de
uygundur. Anılan madde hükmünde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği
hükme bağlanmıştır. Kat karşılığı inşaat işlerinde, hemen hemen tüm masraflara müteahhitler
tarafından katlanıldığından ve bu durum örf ve adetler ile bu konuda yerleşik hale gelen tip
sözleşmelerle de sabit olduğundan, ilgili mevzuatı vb. nedenlerle arsa sahipleri adına
müteahhitlerce katlanılan gider ve maliyetlerin, VUK’nun 3/B maddesi gereği müteahhitlerin
safi gelir ve kazancının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınması gerektiği
görüşündeyiz. Çünkü, bu giderlere ilişkin belgeler arsa sahipleri adına düzenlenmiş olmakla
beraber, giderlere katlananlar gerçekte müteahhitlerdir.

Dolayısıyla, kat karşılığı inşaat işlerinde, arsa sahipleri adına yapılan ödemeler;

Yapılan işle ilgili ise,
– Taraflar arasında yapılan sözleşmede bu ödemelerin müteahhitler tarafından yapılacağına
dair bir hüküm varsa,
– Ödeme müteahhitler tarafından yapılmış ve bu husus ödeme belgeleri ile ispat ve tevsik
edilebiliyorsa,

belgeler arsa sahipleri adına düzenlenmiş olsa dahi, anılan ödemeler müteahhitler tarafından
doğrudan gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilmeli ve KDV’si de indirim konusu
yapılmalıdır.

Ancak, Maliye Bakanlığı’nın genel yaklaşımı fatura veya benzeri belgenin mükellef adıan
düzenlenmesi olduğundan, kişisel görüşümüz, arsa sahipleri adına yapılan ancak sözleşmede
müteaahhitler tarafından ödenmesine hükmedilen tutarların, inşaatı ilgilendiren ve inşaatın
maliyetine dahil edilmesi gereken giderlerden olduğundan, VUK.nun 3/B maddesine göre,
müteahhitlerin bu giderleri arsa sahibi adına düzenleyecekleri gider pusulası ile
belgelendirmeleri ve KDV’leri bu pusula üzerinde ayrıca göstererek indirim konusu
yapmaları, ödedikleri bedelleri ise bu pusulaya dayanarak gider yazmalarının mümkün olduğu
doğrultusundadır.

III- SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, Maliye Bakanlığı, kat karşılığı
inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhitler tarafından ödenen ancak belgeleri arsa sahibi adına
düzenlenmiş bulunan ve inşa edilecek binanın ruhsatı için çeşitli kurumlara (belediye, su
idaresi, elektrik idaresi, yapı denetim şirketi vb.) yapılan harç, katılım payı vb. için ödenen
bedellerin, ticari kazancın tespitinde gider veya maliyet olarak indirim konusu yapılmasının
mümkün bulunmadığı ve bu belgelerde yer alan KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı
görüşündedir.

Ancak, söz konusu giderler, aslında adına belge düzenlenenin değil, ödemeyi gerçekte
yüklenen mükellefin gideridir. Kişisel görüşümüze göre, kat karşılığı inşaat işlerinde, tüm
masraflara müteahhitler tarafından katlanıldığından ve bu durum örf ve adetler ile bu konuda
yerleşik hale gelen tip sözleşmelerle de sabit olduğundan, ilgili mevzuatı vb. nedenlerle arsa
sahipleri adına müteahhitlerce katlanılan gider ve maliyetlerin, VUK’nun 3/B maddesi gereği
müteahhitlerin safi gelir ve kazancının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınması ve
KDV’lerinin indirim konusu yapılması gerekir.

Paylaş


Okuma Önerisi

Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Belirlendi

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.