Ödünç Mal Tesliminde Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Bir Ayrıntı

Ödünç Mal Tesliminde Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Bir Ayrıntı

Tarih: 3 Ekim 2015 | Güncel Gündem, Makaleler,


Bilindiği üzere ” Ödünç Sözleşmeleri”  Borçlar Kanunu hükümleri ile düzenlenmiştir.
Borçlar kanununun 379.maddesinde Kullanım Ödünç Sözleşmesi, ödünç verenin ödünç verdiği şeyin kullanılmasını, bir karşılık aranmaksızın belirli bir süreyle ödünç alana bırakmayı, ödünç alanın da o şeyi bizzat kullanarak belirlenmiş olan sürenin sonunda ödünç verene geri vermeyi yükledikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Aynı kanunun 386.maddesinde ise Tüketim Ödünç Sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar paranın veya tüketilebilen misli bir şeyin kullanılmasını sağlamak üzere ödünç alana devretmeyi, ödünç alanında aynı nitelik ve miktarda geri vermeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Borçlar Kanunumuz kullanım ödüncü  ve tüketim ödüncü sözleşmelerini farklı farklı tanımlayarak taraflara ayrı ayrı sorumluluklar yüklemiştir.  Ancak burada dikkat edilmesi gereken asıl konu bu ödünç sözleşmelerinde mülkiyet hakkının devredilip devredilmediğidir. Çünkü kullanım ödüncünde mülkiyet ödünç alana devir edilmez.
Ancak tüketim ödüncünde ise mülkiyet ödünç alana devir edilmektedir. Bu ayrım söz konusu sözleşmeler için belge düzenin de ayrı ayrı olmasını zorunlu hale getirmektedir.
Vergi Usul Kanununun da fatura ve sevk irsaliyesinin tanımı yapılarak hangi hal ve şartlarda düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre fatura müşterinin borçlandığı tutarı göstermek amacıyla düzenlenirken, sevk irsaliyesi ticari mal hareketinin izlenilmesi amacıyla düzenlemektedir. Vergi Usul Kanunun hükümlerine göre hem kullanım ödüncünde hem de tüketim ödüncünde mal hareketlerinin izlenilmesi amacıyla sevk irsaliyesinin düzenlenmesi zorunlu olarak belirtilmektedir.
Ödünç sözleşmelerinde fatura düzenlenmesi ise özellik arz etmektedir. Fatura düzenlenmesi konusuna netlik getirmek amacıyla Katma Değer Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine  bakmak yerinde olacaktır.
Katma Değer Vergisi Kanununda Türkiye’de gerçekleştirilen teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinin konusu olduğu belirtilmiş olup, bu kanun kapsamında yapılan teslim ise, bir mal üzerindeki tasarruf etme hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya onun adına hareket edenlere devredilmesidir şeklinde tanımlanmıştır. Yani teslim işleminin katma değer vergisine tabi tutulabilmesi için teslime konu mal üzerindeki tasarruf hakkının ya da başka bir deyişle mülkiyet hakkının karşı tarafa geçirilmesi gerekmektedir. Yani tüketim ödüncü sözleşmesinde olduğu gibi mal üzerindeki mülkiyet hakkının karşı tarafa devir edilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde tüketim amaçlı ödünç sözleşmelerinin Türkiye’de ticari, sınai, zirai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde teslim edilen mallar olması halinde katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir.
Kullanım amaçlı ödünç sözleşmeleri kapsamındaki mal teslimlerinde mülkiyet hakkının devri söz konusu olmadığından, bu teslim katma değer vergisine tabi değildir.
Yani kullanım ödünç sözleşmeleri katma değer vergisine tabi değilken, tüketim ödünç sözleşmeleri katma değer vergisine tabidir.
Bu nedenle de tüketim ödünç sözleşmesi kapsamında yapılan işlemler için yasal süresi içerisinde düzenlenecek fatura ile belgelendirilmesi gerekmektedir.
Uygulamada çok sık karşılaşılan ödünç mal alınıp verilmesi konusunda mülkiyet hakkının devrine bağlı olarak vergilendirilmesi ve buna bağlı olarak ta belge düzeni değişiklik arz etmektedir.  Dolayısıyla mevcut ödünç işlemlerinin hepsinin kullanım ödüncü olarak değerlendirilmesi teslimin katma değer vergisine tabi olmamasını ve belge düzeninin de daha basit ve kolay olmasını sağlamaktadır.

Paylaş


Okuma Önerisi

KDV’den Sorumlu Tutulmamak İçin Mal Ve Hizmet Alım Bedeli Ödemelerinde Dikkat Edilmesi Gereken Püf Noktalar

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.