Önceki Faaliyetin Terki Sırasında Kendi Adına Düzenlenen Faturalar Yeni Başlanılan Faaliyette Dikkate Alınabilir mi?

Önceki Faaliyetin Terki Sırasında Kendi Adına Düzenlenen Faturalar Yeni Başlanılan Faaliyette Dikkate Alınabilir mi?

Tarih: 1 Haziran 2013 | Güncel Gündem, Makaleler,


I- GENEL AÇIKLAMA

Bilindiği üzere mükellefler, çeşitli nedenlerle faaliyetlerini sona erdirebilmektedirler. Vergiye tabi olmayı
gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi, işi bırakmayı ifade etmektedir. İşlerin
herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması ise, işi bırakma sayılmamaktadır (VUK.
Mad.161). İşi bırakan mükelleflerin vergi uygulaması bakımından yapmaları gereken birçok işlem
bulunmaktadır. Örneğin, işin bırakıldığının bir ay içerisinde bağlı bulunulan vergi dairesine bildirilmesi,
kullanılmayan belgelerin iptal edilmesi gibi. İşi bırakan mükelleflerin yapmaları gereken işlemlerden birisi
de, işi bıraktıkları tarihte satılamayıp işletmede kalan mal ve diğer iktisadi kıymetleri kendi adlarına fatura
etmeleri ve KDV hesaplamalarıdır.

Mükellefler işi bıraktıktan bir süre sonra işi bırakma nedenlerinin ortadan kalkması halinde aynı veya
benzer bir işe yeniden başlayabilmekte, tekrar vergi mükellefi olabilmektedirler. Bu şekilde yeniden işe
başlayan mükelleflerin daha önceki faaliyetlerini terk ederken satılamadığı için kendi adlarına fatura
ettikleri malları ve/veya diğer iktisadi kıymetleri yeni işletmelerinde kullanmak ve/veya işletmelerine dahil
etmek istemeleri halinde, bu mallar ilişkin olarak kendi adlarına düzenledikleri söz konusu faturaları yeni
vergi mükellefiyetlerinde kullandıkları yasal defterlerine kaydedip kaydedemeyecekleri, gider olarak
dikkate alıp alamayacakları (demirbaşların aktifleştirilip aktifleştirilemeyeceği) ve bu faturalarda gösterilen
KDV’leri indirim konusu yapıp yapamayacakları konusunda tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Bu tereddütler
özellikle sözü edilen faturaların geçmiş yıl/yıllara ait olması halinde iyice artmaktadır.

Aşağıda, önceki faaliyetin terki sırasında kendi adına düzenlenen faturaların yeni başlanılan faaliyette
dikkate alınıp alınamayacağı konusu incelenecek, Maliye Bakanlığı’nın görüşlerine de yer verilerek kişisel
görüşlerimiz belirtilecektir.

II- ÖNCEKİ FAALİYETİN TERKİ SIRASINDA KENDİ ADINA DÜZENLENEN FATURALAR YENİ
BAŞLANILAN FAALİYETTE DİKKATE ALINABİLİR Mİ?

A- KDV KANUNUNA GÖRE İŞİ BIRAKAN MÜKELLEFLERİN KDV YÖNÜNDEN YAPMALARI
GEREKEN İŞLEMLER

Mükelleflerin işletmeye dahil mal ve diğer kıymetleri işi bırakmadan önce satış, tasfiye vb. yollarla elden
çıkarmaları esas olup, işi bıraktıkları tarihte işletmede herhangi bir mal ve diğer bir iktisadi kıymet mevcut
olmaması halinde, KDV yönünden yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır. İşletmeye dahil mal ve
diğer kıymetlerin işin bırakılmasından önce satış, tasfiye vb. yollarla elden çıkarılamaması halinde ise,
mükelleflerin işin bırakıldığı dönemde (ayda) söz konusu mal ve iktisadi kıymetleri KDV Kanunu’nun 3/a
ve 27. maddelerine göre emsal bedelleri üzerinden kendi adlarına fatura etmeleri ve KDV hesaplayarak, işin
bırakıldığı ay beyannamesi ile beyan etmeleri gerekmektedir. İşin bırakıldığı dönemde satılamadığı için
mükelleflerin kendi adlarına fatura düzenlemek suretiyle işletmeden çıkardıkları mal ve diğer kıymetlerde
KDV’nin matrahı, bunların emsal bedeli olacak, KDV bu bedel üzerinden hesaplanacaktır. KDV yönünden,
malların üçüncü kişilere satılması ile mükelleflerce işletmeden çekilmesi arasında herhangi bir fark
bulunmamaktadır

B- ÖNCEKİ FAALİYETİN TERKİ SIRASINDA KENDİ ADINA DÜZENLENEN FATURALARIN
YENİ BAŞLANILAN FAALİYETLE İLGİLİ YASAL DEFTERLERE KAYDEDİLİP
KAYDEDİLEMEYECEĞİ VE KDV’LERİNİN İNDİRİM KONUSU YAPILIP
YAPILAMAYACAĞI

1) Önceki Faaliyetin Terki Sırasında Kendi Adına Düzenlenen Faturaların Yeni Başlanılan Faaliyete
İlişkin Yasal Defterlere Kaydedilip Kaydedilemeyeceği

VUK’da önceki faaliyetin terki sırasında satılamadığı için KDV Kanununun 3/a ve 27. Maddelerine göre
kendi adına fatura edilen mal ve/veya iktisadi kıymetlerin yeni başlanılan faaliyete/işletmeye dahil edilip
edilemeyeceği ve bunlara ilişkin fatura/faturaların yasal defterlere kaydedilip kaydedilemeyeceği hususunda
özel bir düzenleme bulunmamaktadır. VUK’un 3/B maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay
ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olup, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin
muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran
olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve
teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması
halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.

Buna göre, vergilendirmede işlemin gerçek mahiyeti esas olduğundan, önceki faaliyetin terki sırasında
satılamadığı için kendi adına fatura edilen mal ve/veya iktisadi kıymetlerin yeni işletmede kullanılmak veya
satılmak üzere dahil edilmek istenilmesi halinde, söz konusu mal ve/veya iktisadi kıymetler,

– Başlanılacak işle ilgiliyse ve

– Fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilebiliyorsa,

bunlara ilişkin fatura veya benzeri belgelerin faaliyete başlanılmasını müteakip VUK.nun 219. Maddesinde
belirtilen genel esaslar ve süreler çerçevesinde yasal defterlere kaydedilmesi mümkün bulunmaktadır.
Ancak, bu belgelerin yasal defterlere kaydedilmesinde azami bir süre sınırı vardır, bu da mükellefiyetin tesis
ettirildiği yılın sonudur.

2) Önceki Faaliyetin Terki Sırasında Kendi Adına Düzenlenen Faturalarda Yer alan Mal/İktisadi
Kıymetlerin Gider Kaydedilebileceği ve KDV’lerinin İndirilebileceği

Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame
ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği, Kurumlar Vergisi
Kanununun 6. Maddesinde de, safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç
hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. KDV Kanununun 29/1-a maddesinde,
mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri, 29/3. maddesinde ise, indirim
hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni
defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği belirtilmiştir.

Bu çerçevede, önceki faaliyetin terki sırasında satılamadığı için kendi adına fatura edilen mal ve/veya
iktisadi kıymetlerin yeni işletmeye dahil edilmek istenilmesi halinde, söz konusu mal ve/veya iktisadi
kıymetler başlanılacak işle ilgiliyse ve fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilebiliyorsa, bunlara ilişkin
fatura veya benzeri belgelerin faaliyete başlanılmasını müteakip genel esaslar çerçevesinde yasal defterlere
kaydedilebildiğinden, bu belgelerde ayrıca gösterilen KDV’lerin indirim konusu yapılması, mal ve hizmet
alımlarına ilişkin bedellerin ise GVK ve KVK yönünden gider veya maliyet unsuru (demirbaşların ise
aktifleştirilerek amortismana tabi tutulması) olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Nitekim, Maliye Bakanlığı tarafından verilen bir özelgede de,
“…… ilindeki faaliyetinizin son bulması sonucu kendi adınıza düzenlediğiniz faturaların yeni başladığınız faaliyetle
ilgili olması ve kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla, bu faturalarda yer alan KDV’nin Kanunun 29. maddesi
çerçevesinde indirimi mümkün bulunmaktadır.”
Şeklinde idari görüş bildirilmiştir (1)

III- SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, önceki faaliyetin terki sırasında satılamadığı için
kendi adına fatura edilen mal ve/veya iktisadi kıymetlerin mükellefler tarafından yeni işletmeye dahil
edilmek istenilmesi halinde, söz konusu mal ve/veya iktisadi kıymetler başlanılacak işle ilgiliyse ve fatura
veya benzeri belgelerle tevsik edilebiliyorsa, bunlara ilişkin fatura veya benzeri belgelerin faaliyete
başlanılmasını müteakip genel esaslar çerçevesinde yasal defterlere kaydedilmesi, bu belgelerde ayrıca
gösterilen KDV’lerin indirim konusu yapılması, mal ve hizmet alımlarına ilişkin bedellerin ise GVK ve
KVK bakımından gider veya maliyet unsuru (demirbaşların ise aktifleştirilerek amortismana tabi tutulması)
olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Bu şekilde envantere dahil edilen mallar ile dışarıdan satın
alınan mal/iktisadi kıymetler arasında vergi uygulaması bakımından herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Maliye Bakanlığı’nın görüşü de bu doğrultudadır.

Paylaş


Okuma Önerisi

Denetim Şirketleri Kişisel Çıkar ve Yıldırma Tehdidi Kıskacında

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.