Re’sen Terkin

Re’sen Terkin

Tarih: 29 Ağustos 2016 | Güncel Gündem, Makaleler,


I-GİRİŞ;
Maliye Bakanlığı 2004 yılından beri, belli şartların gerçekleşmesi halinde tek taraflı olarak mükellefiyeti sonlandırabilmektedir. Teknik olarak “re’sen terkin” olarak adlandırdığımız bu işlem, Vergi Usul Kanununun 160. maddesi hükmü gereğince, işi bırakma bildiriminde bulunmayanlardan, yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda işi bıraktığı tespit edilen veya bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen mükellefler ile münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporla tespit edilen mükelleflerin, mükellefiyet kayıtlarının vergi dairesince silinmesi işlemidir.
Esas olarak bürokratik işlemleri azaltmak ve sahte belge düzenlenmesine engel olmak amacıyla getirilmiş olup, etkin bir biçimde kullanılması halinde de bu amaçlara hizmet edebilecek bir uygulamadır.
Maliye Bakanlığı bu konuya ilişkin uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermek ve özelliklede re’sen terkin işlemlerinin günümüz teknolojisinin verdiği imkânlardan da yararlanılarak daha etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak üzere 2016/ 2 seri numaralı bir iç genelge yayınlamış bulunmaktadır. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde bu iç genelgenin hükümlerini açıklayıp konuya ilişkin görüş ve önerilerimizi aktarmaya çalışacağız.
II – YASAL DAYANAK;
Mükellefiyet kaydının silinmesi işlemi 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 160. madde hükmüne istinaden yapılmaktadır.
Söz konusu maddede, “153’üncü maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanlar, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir.
Mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmez.
Bu madde kapsamında mükellefiyet kayıtları terkin edilenlerin kimlik bilgileri ile bunların bastırmış veya tasdik ettirmiş oldukları belgeler ve kullanmış oldukları ödeme kaydedici cihazlara ilişkin bilgiler Maliye Bakanlığınca belirlenecek araçlarla duyurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükümleri yer almaktadır.
Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere re’sen terk işlemi aşağıda belirtilen konularda uygulanmaktadır:
• gayri faal mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının silinmesi ( bürokratik işlemlerin azaltılması yönelik önlemler)
• başka bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediği raporda belirtilen mükelleflere ilişkin mükellef kaydının silinmesi ( sahte belge düzenlenmesine engel olunmasına yönelik önlemler) .
III – GAYRİ FAAL MÜKELLEFLERE İLİŞKİN İŞLEMLER
Gayri faal mükellef Vergi Usul Kanununun 160. maddesinde “işi bırakma bildiriminde bulunması gerekmekle birlikte bildirimde bulunmayanlardan, yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda işi bıraktığı tespit edilen veya bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen mükellef” olarak tanımlanmaktadır.
Yani gayri faal mükellefler,
• ticari, zirai veya mesleki kazançlarından dolayı gerçek usule tabi gelir vergisi mükellefleri (adi ortaklıklar dahil) ile kurumlar vergisi mükelleflerinden birbirini izleyen iki döneme ait katma değer vergisi beyannamesi vermeyen mükellefler ve
• Ticari kazançları basit usule tabi (KDV mükellefiyeti olanlar hariç) mükellefler ile banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerinden yıllık gelir/kurumlar vergisi beyannamesini kanuni sürenin bitimini izleyen aydan başlayarak üç ay içerisinde vermeyen mükelleflerdir.
Ayrıca mükellefin bilinen adreslerinde ve elektrik ve/veya doğalgaz aboneliği tespit edilen mükelleflerin aboneliğinin bulunduğu işyeri adreslerin de faaliyete bulunmadığı tespit edilen mükelleflerde gayri faal mükellef olarak dikkate alınır ve işlem yapılır.
Bu yoklama ve araştırma işlemlerinde hangi mükellefiyet için hangi usul ve esasların izleneceğini nelere dikkat edilmesi gerektiği ve yoklama fişinde bulunması gereken unsurlar anılan iç genelgede detaylı olarak açıklanmıştır.
Bilindiği üzere, gerçek kişi mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının silinmesi, mükellefin kendi isteği ile işini terk ettiğini vergi dairesine bildirmesi, ölümü veya gaiplik kararı ve ölüm karinesi gibi durumlarda mümkün olmaktadır.
Gerçek kişi mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının silinmesinde genel kural bu olmakla birlikte, anılan yasal düzenlemeye uygun olarak yapılan yoklama ve araştırmalar sonucunda, işini terk ettiği tespit edilen, bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste de faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen mükelleflerinde kayıtları vergi dairesince re’sen silinmektedir.
Unutulmaması gereken önemli bir husus ise mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilecek mükellefin; işletmesine kayıtlı taşıt, gayrimenkul, stok veya demirbaş gibi varlıklarının mevcudiyeti, yukarıda yapılan tespitlere dayanılarak mükellefiyetinin re’sen terkin edilmesine engel teşkil etmeyecektir.
Tüzel kişilerde işi bırakma yada mükellefiyet kaydının silinmesi ise, vergiye tabi olmayı gerektiren işlemlerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade eder. Vergi Usul Kanununun 162. maddesi hükmüne göre ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili işlemlerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam etmesi ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesi tarafından, tasfiye veya iflas kararlarının ve tasfiyenin veya iflasın kapandığının vergi dairesine ayrı ayrı bildirilmesi zorunludur. Yani Ticaret şirketleri için mükellefiyetin sona erdirilmesi hali tasfiye ve iflas hallerinde gerçekleşmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye veya iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden, tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.
Kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan tüzel kişi mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının sona erdirilmesinde genel kural bu olmakla birlikte; faaliyetlerini bırakmış, ortakları dağılmış, ortaklığın feshine ve tasfiyesine tevessül edilmemiş, sorumlu ve muhatap tutulacak kanuni temsilci veya tasfiye memuru da bulunmayan, işlerini tamamen terk ettiği belirlenen ve vergiye tabi bir faaliyeti de tespit edilemeyen mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının bu İç Genelge çerçevesinde yapılan tespitlere göre terkin edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Yani yapılan yoklama ve araştırmalar sonucunda, işini terk ettiği tespit edilen, bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste de faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan tüzel kişilerin de bu düzenleme ile mükellefiyet kayıtlarının terkin edilmesi gerekmektedir.
Gerçek kişi mükellefler için yapılan düzenlemeler tüzel kişi mükellefler içinde yapılmış olup, mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilecek kurumlar vergisi mükellefinin işletmesine kayıtlı taşıt, gayrimenkul, stok veya demirbaş gibi varlıklarının mevcudiyeti yukarıda yapılan tespitlere dayanılarak mükellefiyetin re’sen terkin edilmesine engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca tasfiyesine karar verilmiş olmakla birlikte, gayri faal durumdaki tüzel kişi mükellefin tasfiye memuru ve ortaklarından en az birinin adresinde yapılacak araştırma sonucunda, tasfiye memuruna ve ortağa ulaşılamaması halinde de mükellefiyet kaydının re’sen terkin edilmesi mümkün bulunmaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi kapsamında ticaret sicilinden kayıtları silindiği tespit edilen mükelleflerin terkin işlemleri 2014/1 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesine göre yerine getirilecektir.
Mükellefiyet kayıtları bu yasal düzenleme gereğince terkin edilen mükellefler hakkında mükellefiyetin terkin edildiği tarihten sonraki dönemlere ilişkin takdire sevk işlemi yapılmayacaktır. Ancak bu yasal düzenleme gereğince, mükellefiyet kaydı terkin edilen mükelleflerin, mükellefiyet kayıtlarının terkin edildiği tarihten önceki dönemlere ait borçlarıyla ilgili takip işlemlerine devam edileceğine unutulmalıdır.
IV – SAHTE BELGE DÜZENLEMEK AMACIYLA MÜKELLEFİYET TESİS ETTİRENLERE İLİŞKİN İŞLEMLER;
Anılan bu yasal düzenleme ile sadece gayri faal mükelleflerin vergi kayıtlarının silinmesi işlemi değil bununla beraber sahte belge düzenleyenlerin mükellefiyetlerinin silinmesine ilişkin işlemlerde düzenlenmiştir.
Bu amaçla sadece sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi inceleme raporuyla tespit edilen gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet kayıtları, bunların matrahlı ya da matrahsız beyanname verip vermediğine bakılmaksızın, vergi inceleme raporunda mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin belirtilmiş olması şartı ile raporda belirtilen tarih itibarıyla vergi dairesince terkin edilecektir.
Yapılan terkin işlemi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir.
Münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporda tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine mükellefiyet kaydı terkin edilenlerin, terkin tarihinden sonra posta yoluyla göndereceği beyannameler, işleme tabi tutulmadan dosyasında muhafaza edilecektir.
V- DEĞERLENDİRME;
Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere yapılan bu yasal düzenleme ile gayri faal mükelleflerin ve sadece sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettiren gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyetlerinin silinmesine ilişkin usul ve esaslar belirtilmiştir. Daha önce de söylenildiği üzere esas olan mükellefiyetin kişinin kendi isteği ile sona erdirilmesi olmasına rağmen vergi dairesince de belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde mükellefiyet vergi dairesi tarafından da silinebilmektedir.
Bu uygulamanın bürokratik işlemlerin azaltılması, sahte belge düzenleyicilerin önlenmesi konusunda etkili olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Ancak bu düzenleme ile sadece vergi dairesi mükellefiyeti sonlandırmakta, anılan mükellefiyet nedeniyle diğer kurum ve kurumlarda devam eden mükellefiyetler devam etmektedir. Örneğin gerçek kişinin vergi dairesindeki bu kayıttan kaynaklı Bağ-kur işlemi var ise mükellefiyet kapatıldı diye Bağ-kur kaydı da kapatılmamaktadır. Aynı şekilde şirketlerin de ticaret sicil kayıtları silinmemekte ve ilgili meslek odasına kayıtları da devam etmektedir. Yani aslında vergi dairesi kendisini ilgilendiren konular için düzenleme yaparak mükellefiyeti sona erdirmekte diğer düzenlemelere karışmamakta, aksine bu düzenlemenin tüzel kişiliklerin tüzel kişiliğini sona erdirmeyeceğini belirtmektedir.
Yani vergi dairesinin terkininden sonra vergi dairesine olan kaydı silinmiş şirketler varlıklarına devam etmektedirler. Bu nedenle bize göre söz konusu işlem yarım kalmakta, tamamlanmış olmamaktadır. Bize göre doğrusu ve olması gereken vergi dairesi mükellefiyet kaydı ile birlikte var olan diğer mükellefiyetlerinde kaldırılması olmalıdır. Yani gerçek ya da tüzel kişinin tüm mükellefiyetleri vergi dairesinin terkin işlemi ile bağlantılı olarak son bulmalıdır. En azından vergi dairesinin terkininden sonra ilgili gerçek veya tüzel kişinin belli bir süre içerisinde mükellefiyetinin devamı yönündeki irade beyanına kadar askıya alınmalı ve bu süre dolumdan sonra mutlak terkin işlemi yapılmalıdır.
Diğer önemli bir konu ise, re’sen terkin işleminin ilgili kişiler ve kamuoyu tarafından tam olarak bilinip uygulanmamasıdır. Çünkü bu konuda genel inanç vergi dairesi mükellefiyetin terkini ile birlikte tüm mükellefiyetlerin sona erdiği bittiği yönündedir.
Bize göre, kamuoyu bilgilendirilmesi ve mükellefiyetlerin ticaret sicili, meslek odaları vb. ilgililer ile teknolojik anlamda koordinasyon halinde sonlandırılması, hem idarenin amacına daha çok hizmet edecek, hem de ticaret sicilinde üyeliği devam eden ancak sahipsiz durumdaki şirketler sorununa da çözüm bulunmuş olacaktır.

Paylaş


Okuma Önerisi

Yeni TTK Ve VUK’a Göre Tutulması Gereken Defterler Ve Tasdik Süreleri

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.