Şirketler, Ortakları Aracılığı İle Kullandıkları Kredilerin Maliyetini Gider Yazabilir mi?

Şirketler, Ortakları Aracılığı İle Kullandıkları Kredilerin Maliyetini Gider Yazabilir mi?

Tarih: 17 Haziran 2016 | Güncel Gündem, Makaleler,


I-GİRİŞ;
Ekonomik yavaşlamanın yaşandığı son dönemde, şirketler nakit ihtiyaçlarını karşılamada değişik alternatifler araştırmaktadır. Bankaların kredi verirken oldukça seçici davrandıkları bu daralma dönemlerinde ya da yeni kurulan şirketlerin yatırımlar için kaynak ihtiyaçları gündeme geldiğinde bu formül arayışı daha da öne çıkmaktadır. Böyle durumlarda, şirket ortaklarının itibarlarının şirket itibarından yüksek olması halinde bankalar şirketler yerine şirket ortaklarına kredi kullandırmayı tercih edebilmektedirler.
Şirket ortaklarının şirketin kullanımı için kredi kullanması, şirket ortaklarının var olan paralarını şirkete sermaye olarak koymak istemeyip onun yerine bu parayı bankaya bloke ederek karşılığında şirkete nakdi veya gayrinakdi kredi kullandırması durumunda da karşımıza çıkmaktadır.
Ne sebeple olursa olsun, şirket ortağının şirket adına kredi kullanması, kullanılan kredinin faiz ve benzeri giderlerinin şirketin kârından indirim yapılıp yapılamayacağı ya da hangi şartlarda indirim yapılması gerektiği hususlarında tartışma yaratmaktadır. Yazının ilerleyen bölümlerinde Gelir İdaresi Başkanlığının konuya ilişkin görüşleri de dikkate alınarak değerlendirmelerde bulunulacaktır.

II – GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38. maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı kanunun 40. maddesinde ise, safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
İlgili Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinde şirket ortağının kullandığı kredinin şirket ihtiyaçları için kullandırılmasına ilişkin bir tespit ve veya belirleme bulunmadığı görülmektedir. Ancak ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için sağlanan kaynakların maliyetinin gider olarak indirileceği belirtilmiş olup; söz konusu kaynakların nasıl sağlandığı (özkaynak mı, şirketin kullandığı kredi mi, ortakların kullandırdığı kredi mi) konusunda bir belirleme yapılmamıştır. Yani esas olan ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ettirilmesi amacının gerçekleşmiş olmasıdır.

III – KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN;
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6/1.maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş olup; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmü belirtilmiştir. Yani yukarıda açıklanan bu düzenlemeler ile Gelir Vergisi Kanununa uygun bir düzenlemenin benimsenmiş olduğunu söylemek mümkündür.
Ancak burada örtülü sermaye hususu öne çıkmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun “Örtülü Sermaye” başlıklı 12 /1. maddesinde ise kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11/1-b maddesinde ise, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan Kanunun 6/b fıkrasında ise kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmaların örtülü sermaye sayılmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğin “12.Örtülü Sermaye” başlıklı bölümünde konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yer almakta olup, Tebliğin “12.2.2. Banka ve Finans Kurumlarından Temin Edilerek Kullandırılan Borçlar” başlıklı bölümünde; “Ortaklar vasıtasıyla kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz” denilmektedir.
Buna göre, kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin banka veya finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla, yani kredi sözleşmesinin içerdiği vade, faiz oranı ve benzeri kullandırılma şartlarında herhangi bir değişiklik yapılmadan kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar, örtülü sermaye kapsamı dışında tutulmuştur.
Diğer bir ifadeyle, kredi değerliliği yüksek olan grup şirketinin ya da ortağın temin edip ihtiyacı olan diğer grup şirketlerine aynı şartlarla kısmen veya tamamen aktardığı krediler örtülü sermaye tutarının tespitinde borç olarak dikkate alınmayacaktır. Dolayısıyla, grup şirketinin ya da ortakların finans kuruluşlarından temin etmiş olduğu krediyi, aynı faiz ve vade ile birden fazla şirkete paylaştırması durumunda örtülü sermayeden söz edilemeyecektir.
Konuya ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununda yer alan düzenlemeler ek olarak yani ticari kazancın elde edilmesi ve idame edilmesine şartının dışında örtülü sermaye sayılmamasının şartları belirtilmiş olup ayrıca konuya ilişkinde özel düzenleme yapılmıştır.

IV – SONUÇ;
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, konu genel esaslar ile Gelir Vergisi Kanununda düzenlemiş olmasına rağmen, detay esasları Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili Tebliğ ile yapılmıştır. Buna göre şirket ortaklarının kullandıkları ve şirket için harcanan kredilerin gider yazılabilmesinin şartları aşağıda belirtilmiştir:
-Söz konusu kredinin ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi amacına (kuralına)uygun olarak kullanılması,
-Şirket ortağının almış olduğu krediyi şirkete tamamen aynı şartlarda, yani kredi sözleşmesinin içerdiği vade, faiz oranı ve benzeri kullandırma şartlarında herhangi bir değişiklik yapmadan kullandırmış olması,
-Kredinin aynı şartlar ile şirkete kullandırıldığının ispat edici vesikalar ile belgelendirilmesi gerekmektedir, (Banka ile yapılan genel kredi sözleşmesi, dekontlar v.b)
Bu şartların gerçekleşmesi halinde ortakların şirket için kullanmış oldukları kredinin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken konu bu şartları taşıyan kredilerin tamamının ya da bir kısmının şirkete aktarılmış olması sonucu değiştirmediğidir. Yani ortak kullanmış olduğu kredinin tamamını ya da bir kısmını şirkete aktarabilir. Bu şartların gerçekleşmiş olması halinde kredinin kısmi aktarımı da gider olarak dikkate alınacaktır.

Paylaş


Okuma Önerisi

Amortisman Listesinde Yapılan Son Değişiklikler (439 Sıra No.Lu VUK Tebliği)

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.