Yurt Dışına Ödenen Tazminatların Gider Kaydı ve KDV’si

Yurt Dışına Ödenen Tazminatların Gider Kaydı ve KDV’si

Tarih: 1 Ekim 2014 | Güncel Gündem, Makaleler,


I- GİRİŞ

Yurt dışındaki firmalara tazminat ödenmesi olayına daha çok mal ihraç veya ithal eden firmalarda rastlanılmaktadır. Tazminat ödemeleri genellikle, yapılan bir sözleşmeden geri dönülmesi/vazgeçilmesi nedeniyle sözleşmeye istinaden veya sözleşmede bu konuda bir açıklık bulunmaması halinde ise yurt dışında açılan dava sonucunda yabancı mahkemeler tarafından verilen kararlara istinaden ödenmektedir. Örneğin, yurt dışındaki bir firmayla mal alımı için sözleşme imzalayan ancak daha sonra bu alımdan vazgeçen Türk firmasının, yurt dışındaki firmanın zarara uğradığını ileri sürerek yine yurt dışında açtığı dava sonucunda mahkemenin tazminat ödemesine hükmetmesi gibi.

Uygulamada belirtilen şekillerde yurt dışındaki firmalara ödenen tazminatların gider olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği ve KDV’ye tabi olup olmayacağı konularında tereddütlerle karşılaşılmaktadır.

Aşağıda, sözleşmeden cayıldığı veya feshedildiği durumlarda cayan/fesheden tarafın karşı tarafa gerek sözleşmeye ve gerekse yabancı mahkeme kararlarına istinaden ödemek zorunda olduğu tazminatların gider kaydı ve KDV karşısındaki durumu incelenecek, bu konudaki kişisel görüşlerimiz belirtilecektir.

II- YURT DIŞINA ÖDENEN TAZMİNATLARIN GİDER KAYDI VE KDV’Sİ
A- YURT DIŞINA ÖDENEN TAZMİNATLARIN KDV KARŞISINDAKİ DURUMU

3065 sayılı KDV Kanunu’nun 1/1. maddesine göre, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan mal teslimleri ve hizmet KDV’ye tabi bulunmaktadır.KDV’nin matrahı ise, aynı Kanun’un 20. maddesinin 1. bendine göre teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını oluşturan bedeldir.Aynı maddenin 2. bendine göre bedel deyimi ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat ve hizmet değerler toplamınıifade etmektedir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, yapılan bir sözleşmeden geri dönülmesi/vazgeçilmesi nedeniyle sözleşmeye veya sözleşmede bu konuda bir açıklık bulunmaması halinde ise yurt dışında açılan dava sonucunda yabancı mahkemeler tarafından verilen kararlara istinaden yurt dışındaki satıcı firmalara tazminat ödemesi yapılmaktadır. Yurt dışı tazminat ödemeleri genellikle, Türkiye’deki alıcı tarafın sözleşmeyi feshetmesi veya sözleşmeden cayması durumunda ortaya çıkmaktadır. Yani, sözleşmenin konusu teslim ve hizmet henüz gerçekleştirilmeden, satış işlemi tekemmül etmeden taraflardan birisi tarafından vazgeçilmesidir.

Buna göre, sözleşmeyi fesheden veya sözleşmeden cayan Türkiye’de yerleşik alıcı tarafın sözleşmenin diğer tarafı olan yurt dışında yerleşik satıcı firmalara yurt dışı alım sözleşmelerine istinaden veya bu sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde ise yurt dışında açılan dava sonucunda yabancı mahkemelere tarafından verilen karara istinaden ödedikleri tazminatlar, gerçekleştirilmiş bir teslim veya hizmetin ya da ithalatın karşılığını oluşturmamaktadır. Bu tazminatlar, henüz bir teslim ve hizmet gerçekleştirilmeden bunların dayanağını oluşturan sözleşmeden cayılması veya feshedilmesi nedeniyle ortaya çıktığından ve karşılığında bir teslim veya hizmet ifası söz konusu olmadığından, KDV’ye tabi değildir. Çünkü, sözleşmenin feshedilmesi veya sözleşmeden cayılması nedeniyle zarara uğrayan tarafın aldığı tazminatlar karşılığında cayan/fesheden tarafa bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunması söz konusu değildir. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı da aynı görüşte olup, bu konuda verdiği bazı özelgelerin özetleri aynen aşağıdadır:

“Cezai şart olarak alınan tazminatlar, bir teslimin veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden, bu ödemeler KDV’ye tabi olmayacaktır.”([1])

“Sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle kesilen ceza bedelleri herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir. Dolayısıyla, ticari imtiyaz sözleşme hükümlerine istinaden tahsil ettiğiniz ancak bir teslim veya hizmetin karşılığı olmayan ceza ve tazminat bedelleri üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.”([2])

“Anlaşmaların iptal edilmesi nedeniyle tur acentelerine yapılan ödemelerin karşılığı olarak tahsil edilen tutarlar ile erken tahliyeden dolayı tahsil edilen tutarlar, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden bu tutarlar üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.”([3])

B- YURT DIŞINA ÖDENEN TAZMİNATLARIN GİDER KAYDI

1) Ödenen Tazminatların KVK Matrahının Tespitinde Gider Yazılma Koşulları

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde de Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 11/g maddesinde ise, sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar ve tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, işle ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi ticari kazancın tespitinde gider olarak yazılabileceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre; ödenen tazminatların gider yazılabilmesi için;
– İşle ilgili olması,
– Sözleşmeye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenmesi,
– ve söz konusu zararın teşebbüs sahibinin kusurundan doğmamış olması
gerekmektedir. Yurt dışına ödenen tazminatlar da, bu şartlar çerçevesinde gider olarak yasal kayıtlara intikal ettirilebilecektir. Mukavelename, ilam veya kanun emri olmaksızın ödenen tazminatların gider yazılması mümkün değildir.

2) Gider Yazmada İnce Bir Nokta: Yabancı Mahkeme Kararlarının Türk Hukuku Bakımından Geçerliliği İçin Türkiye’deki Mahkemelerden Tenfiz Kararı Alınması Gerekiyor

Yabancı ülkelerde hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan mahkeme kararlarının, takibi yapılacak ülkede icra olunabilmesi o ülkedeki yetkili mahkemeler tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı bulunmaktadır. Tenfiz kararı verecek olan mahkeme, tenfiz şartlarına bağlı olarak tahkim kurulu kararının, kısmen veya tamamen tenfizine veya değiştirerek istemin reddine karar verebilmektedir.

Ayrıca, söz konusu tenfiz kararlarının temyiz edilebilme imkanı da bulunabilmektedir. Dolayısıyla, yurtdışında verilmiş bir mahkeme kararının ülkemizde uygulanabilmesi ancak ve ancak bu kararın görevli ve yetkili Türk Mahkemelerince tenfiz kararı verilmesiyle mümkün bulunmaktadır. Tenfiz davası açılabilmesi için, öncelikle yabancı mahkemelerce verilmiş icrai niteliğe haiz bir mahkeme kararı olması gerekir. Örneğin, tazminat vb. icrai yükümlülükler içeren kararlar. Ayrıca yabancı mahkemenin ülkesi ile Türkiye arasında bu konuda bir ikili anlaşma olması gerekmektedir. Tenfiz davası sonucunda yabancı bir mahkemece verilmiş icrai nitelikteki kararlar, Türk mahkemelerince de kabul edilmiş olunmaktadır. Bu kararla, Türkiye’de kendiliğinden işleme konulamayacak olan maddi-manevi tazminat gibi yabancı mahkeme kararının hükümleri uygulanabilir hale gelmektedir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, yabancı mahkemeler tarafından verilen tazminat kararlarının iç hukukumuz bakımından da geçerli olabilmesi yani uygulanabilmesi için, bu kararlarla ilgili olarak Türkiye’deki yetkili mahkemeler tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir. Tenfiz kararı ile, Türkiye’de kendiliğinden işleme konulamayacak olan yabancı mahkeme kararının hükümleri uygulanabilir hale gelmektedir.

Dolayısıyla, yabancı mahkemeler tarafından yurt dışındaki şirketlere ödenmesine hükmolunan tazminatların kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu mahkeme kararları ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir. Tenfiz kararı olmaksızın mahkeme kararına istinaden ödenen tazminat tutarlarının ilgili dönem kurum kazancının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Bu gibi yurt dışı tazminat ödemesi ile karşı karşıya kalan şirketlerin tenfiz kararı şartına dikkate etmelerinde yarar görülmektedir ([4])

Nitekim, Maliye Bakanlığı da aynı görüşte olup, verdiği bir özelgede;

“Yurt dışı firmanın zarara uğradığını ileri sürerek İngiltere’de aleyhinize açtığı dava sonucunda şirketinizin tazminat ödemesi yönündeki Tahkim Kurulu Kararı ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmekte olup tenfiz kararı olmaksızın Tahkim Kurulu Kararı’na istinaden şirketinizce düzenlenen uzlaşma sözleşmesine göre ödenen tazminat tutarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında ilgili dönem kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.”

Şeklinde görüş açıklanmıştır ([5]).

III- SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere,yurt dışındaki firmalara belirtilen şekildeödenen tazminatların gider yazılabilmesi için; işle ilgili olması, sözleşmeye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenmesi ve söz konusu zararın teşebbüs sahibinin kusurundan doğmamış olması gerekmektedir. Ancak, yabancı mahkeme kararlarına istinaden ödenecek tazminatlarla ilgili özel bir durum söz konudur. Yabancı mahkemeler tarafından verilen tazminat kararlarının iç hukukumuz bakımından uygulanabilir hale gelebilmesi için, bu kararlarla ilgili olarak Türkiye’deki yetkili mahkemeler tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir. Yabancı mahkemeler tarafından yurt dışındaki şirketlere ödenmesine hükmolunan tazminatların kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu mahkeme kararları ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir.

Tenfiz kararı olmaksızın mahkeme kararına istinaden ödenen tazminat tutarlarının ilgili dönem kurum kazancının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, sözleşme feshi, sözleşmeden cayılması vb. nedenlerle yurt dışındaki firmalara ödenen tazminatlar, bir teslim veya hizmetin karşılığını oluşturmadığından KDV’ye tabi bulunmamaktadır.

[1] MB. GİB’in, 05.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1476 sayılı Özelgesi
[2] MB. GİB’in, 13.07.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-315 sayılı Özelgesi
[3] MB. GİB’in, 01.11.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.48.15.01-KDV17-111 sayılı Özelgesi
[4] Yılmaz SEZER, “Yabancı Mahkeme Kararlarına Göre Ödenecek Tazminatlar Tenfiz Kararı Olmadıkça Gider Yazılamayacak”, Dünya Gazetesi, 18.7.2014
[5]MB. GİB. Adana VDB’nin 28/04/2014 tarihli ve 19341373-125 sayılı özelgesi

Paylaş


Okuma Önerisi

Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 61, 63 Yayınlandı

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.