İnceleme Sonucu Tarh Edilen KDV’nin Vergi Kanunları Karşındaki Durumu

İnceleme Sonucu Tarh Edilen KDV’nin Vergi Kanunları Karşındaki Durumu

Tarih: 23 Ocak 2015 | Vergi Günceli,


Geçmiş yıllara ait hesap ve işlemlerin vergi incelemesine tabi tutulması neticesinde sorumlu sıfatıyla re’sen veya ikmalen KDV tarh edilmesi ve uzlaşma yoluyla ödenmesi durumunda ödenen KDV’nin KDV ve kurumlar vergisi beyanında indirim konusu yapılıp yapılamayacağı aşağıda açıklanmıştır.

A. KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

3065 sayılı KDV Kanunu’nun (KDVK);

– 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirim konusu yapabilecekleri,

– 29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, geçmiş yıllara ilişkin yapılan vergi incelemesi neticesinde re’sen veya ikmalen tarh edilen ve uzlaşarak ödenen sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi gereken KDV’nin vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılından sonra kanuni defterlere kaydedilmesi nedeniyle indirim konusu yapılması mümkün değildir.

B. KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN

KDVK’nın 58’inci maddesinde “mükellefçe indirilebilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez” hükmü yer almaktadır. Kanunun mefhumu muhalifinden mükelleflerin indirim konusu yapmayacakları KDV’yi kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alabilecekleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin indirim konusu yapamadıkları KDV’yi gider olarak dikkate almaları mümkündür.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ticari kazancın tespitinde “tahakkuk esası ilkesi” ve “dönemsellik ilkesi” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.

Bu açıklamalar çerçevesinde geçmiş dönemlere ilişkin sorumlu sıfatıyla ödenmesi gereken KDV’nin sonraki dönemlerde re’sen veya ikmalen tarh edilerek uzlaşma suretiyle ödenmesi durumunda, söz konusu KDV tutarları miktar itibarıyla kesinleşip ödendiği dönem itibarıyla kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

*Sirkülerlerimizde bir konunun kapsamlı bir şekilde ele alınması amaçlanmamıştır. Konu hakkında genel olarak bilgi vermek ve yorum yapmak hedeflenmektedir. Bu sirkülerler ile profesyonel anlamda danışmanlık hizmeti sunulmamaktadır. Sirküler konusu hususlara ilişkin kararlarınızda konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Sirküler içeriği nedeniyle doğabilecek uyuşmazlık ve ihtilaflardan kaynaklanan zarardan sirküler dayanak gösterilerek Güncel Group sorumlu tutulamaz.

Paylaş


Okuma Önerisi

Asgari Şartları Taşımayan Denetim Sözleşmeleri İçin Duyuru

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.