Ortaklardan Alacaklar Şüpheli Alacağa Dönüşür mü?

Ortaklardan Alacaklar Şüpheli Alacağa Dönüşür mü?

Tarih: 7 Kasım 2014 | Vergi Günceli,


Ülkemizde şirketler ile şirket ortakları arasında borç-alacak ilişkileri sık rastlanan bir olaydır. Ancak ortaklar arasında meydana gelen çekişmeler, şirket ile şirket ortaklarını mahkeme aşamasına getirebilmektedir. Şirketin şirket ortağından alacakları için dava açmış olması halinde ya da icra takibine başlaması durumunda bu alacakların şüpheli alacak sayılıp sayılmayacağı ve karşılık ayrılıp ayrılamayacağı ile ilgili açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

A. ŞÜPHELİ ALACAK NEDİR?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 323’üncü maddesi, şüpheli alacaklar için pasifte karşılık ayrılarak bu karşılığın gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi imkanı getirmektedir. Söz konusu madde hükmüne göre aşağıdaki nitelikteki alacaklar şüpheli alacak sayılır:

Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar.

B. TRANSFER FİYATLANDIRMASI AÇISINDAN ORTAKLARDAN ALACAKLAR

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı; ödünç para alınması ve verilmesi işlemlerinin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.

Söz konusu maddenin ikinci fıkrasında, kurumların kendi ortakları ilişkili kişi sayılmıştır. KVK’nın üçüncü fıkrasında ise emsallere uygunluk ilkesinin tanımı yapılarak emsallere uygunluk ilkesinin ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği hükme bağlanmıştır.

Bu açıklamalar çerçevesinde, şirket ortakları ilişkili kişi kapsamında olduğundan, şirketin ortaklarından olan alacaklarına uygulanan faizin emsallere uygun olması gerekmektedir. Söz konusu emsal faiz oranı kanunda sayılan yöntemlerden (karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi, yeniden satış yöntemi, kar bölüşüm yöntemleri, pazarlık usulü) uygun olanına göre belirlenecektir.

Bu çerçevede, şirketin ortaklarından olan alacaklarına emsallere uygun bir faiz uygulanması ve ortaklara fatura edilen bu faiz tutarlarının tahakkuk esası gereği kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.

C. KDV KARŞISINDAKİ DURUM

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (KDVK) 1’inci maddesinde Türkiye’de yapılan ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu, 27’nci maddesinde ise bedelin emsal bedeline veya emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamadığı hallerde de, matrah olarak emsal bedeli veya emsal ücreti esas alınacağı düzenlenmiştir. Buna göre şirketlerin ortaklardan alacakları için hesaplayacakları faiz üzerinden genel oranda KDV hesaplamaları da gerekmektedir.

VUK’un 323’üncü maddesine göre yukarıda tanımlanan şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Şüpheli alacak karşılığı ayrılabilecek tutar alacaklar için teminat alınmış ise teminatı aşan tutar olacaktır.

Şirketlerin ortaklardan alacağı için şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı ile ilgili olarak Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 20.06.2013 tarih ve 70280967-105[323-2012/12]-111 sayılı muktezada bir alacağın şüpheli alacak niteliği kazanabilmesi için birinci şartın bu alacak ile işletmenin elde etmeyi amaçladığı ticari ve zirai kazanç arasında illiyet bağı bulunması olduğu, bu nedenle, ortaklardan alacakların ticari faaliyetin elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmaması nedeniyle bu alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının mümkün olmadığı şeklinde görüş verilmiştir.

Diğer taraftan, söz konusu muktezada şirketin ortaklardan alacakları için hesaplanan adat faizleri için VUK’ta sayılan dava-icra şartı ya da yazı ile isteme şartlarının yerine getirilmesi durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının mümkün bulunduğu belirtilmiştir.

Paylaş


Okuma Önerisi

Yurt Dışı Fiyat İndirimlerinin KDV’ sinde Maliye’nin Kafası Karışık!

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.