Yabancı Para Cinsinden Kullanılan Kredilerin Değerlemesinde Meydana Çıkan Kur Farklarının Gider Yazılma Zamanı

Yabancı Para Cinsinden Kullanılan Kredilerin Değerlemesinde Meydana Çıkan Kur Farklarının Gider Yazılma Zamanı

Tarih: 9 Aralık 2013 | Vergi Günceli,


Uygulamada, bankalardan çekilen uzun vadeli yapancı paralı kredilerin değerlemesi sonucu kur farklarında meydana gelen artış ya da azalışların değerleme yapılan geçici vergi dönemindeki kâr veya zarara mı yoksa kredinin ödeneceği vade yılındaki kâr/zarar hesaplarına mı intikal ettirileceği hususunda tereddütlerle karşılaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262. maddesinde, maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği hükme bağlanmış, 280. Maddesinde ise, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınacağı ve yabancı paranın borsadarayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunacağı belirtilmiştir.

Öte yandan, kur farkları konusunda

– 238 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “B -Dönem Sonu Stoklarının Değerlemesi İle İlgili Hususlar” başlık bölümünde, emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi zorunlu olduğu, stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak kur farklarının ise, ilgili bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesinin mümkün olduğu,

– 334 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “III-Kur Farkları” başlıklı bölümünde ise; “163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiği, lehe oluşan kur farklarının da aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerekecektir. Ayrıca, daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceği.”

açıklanmış bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6. maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numaralı bendinde de, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu çerçevede, kur farklarının gider mi yazılacağı yoksa maliyete intikal ettirilerek amortisman yoluyla mı itfa edileceği hususu, bankalardan kullanılan uzun vadeli yabancı paralı kredilerin nerelerde harcandığına bağlı olarak değişmektedir:

1) Söz konusu kredilerin sabit kıymetlerin iktisabında kullanılması durumunda;

Aleyhte oluşan kur farklarının, sabit kıymetin aktifleştirildiği dönemin sonuna kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildiği dönemden sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi,

Lehe oluşan kur farklarının da, sabit kıymetin aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildiği dönemden sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmek suretiyle dikkate alınması

gerekmektedir.

2) Söz konusu kredilerin emtianın satın alımında kullanılması durumunda ise,

Emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi, emtianın stoklara girdiği tarihten sonra ortaya çıkacak kur farklarının da, ilgili bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi gerekmektedir.

3) Daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak yukarıda belirtilen 1 ve 2. Maddelerdeki belirtildiği şekilde hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edilecektir.

4) Bunların dışında kullanılan kredilerin değerlemesinde lehe veya aleyhe oluşan kur farklarının, kambiyo kârı veya zararı olarak dikkate alınarak elde edildiği geçici ve yıllık kurumlar vergisi dönemlerinde doğrudan gelir veya gider yazılması gerekmektedir.

Konu hakkında Maliye Bakanlığı da aynı görüşte olup, verdiği bir özelgede aynı doğrultuda görüş bildirmiştir. (GİB. Antalya VDB.nin 20/03/2013 tarihli ve 77058783-105-68 sayılı özelgesi)

Paylaş


Okuma Önerisi

Cayma Tazminatlarında KDV

E-bülten

Bizden haberder olmak için lütfen kaydolun.